31 Temmuz 2014 Perşembe
 
Ana Sayfa Dizi
29 Ocak 2014 Çarşamba

BDP: Öz yönetimle özgür kimliğe

BDP, 30 Mart 2014 yerel seçimlerine “Öz yönetimlerle özgür kimliğe” sloganıyla hazırlanıyor. BDP, açıkladığı seçim beyannamesinde eşbaşkanlık sistemini kurumlaştırmak ve Demokratik Özerklik’le özgür kentlere ve özgür kadın ile demokratik ulusu hedefliyor.

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), 30 Mart 2014 tarihinde yapılacak olan yerel yönetimler seçimi için “2014 Yerel Seçim Beyannamesi”ni kamuoyuna duyurdu. Şimdiden birçok yönü ile ilgi toplayan Seçim Beyannamesi’nde “Demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa yürüyüşünde, öz yönetemle, özgür kimliğe!” şiarıyla Demokratik Özerklik’le özgür kentlere ve özgür kadın ile demokratik ulus hedefleniyor.

Yerel seçimlere iddialı bir şekilde hazırlanan BDP’nin seçim beyannamesinde bölgesel sorunların çözümünün özgür ve eşit yurttaşlıktan geçtiği ifade edildi. Beyannamede, “Başta Kürt halkı olmak üzere Mezopotamya’nın bütün kültürel zenginlikleri ifadesini Demokratik Özerklik’te bulur. Demokratik Özerklik’te Kürtlerin yaşadığı coğrafyanın Kürdistan olarak kabulü önemlidir. Demokratik Özerklik kabul edilirse ulus devlet ile uzlaşma zemini ve temeli doğar. Demokratik Özerklik, hakim ulus devlet ile ortak çatı altında yaşamanın asgari koşuludur” denildi.
“Öz yönetimlerle özgür kimliğe” sloganıyla yerel seçimlere hazırlanan BDP, seçim beyannamesini hazırladı. 48 sayfadan oluşan beyannamede Kürt sorununun demokratik çözümü için Demokratik Özerklik projesi öngörülürken, belediyelerde “özgür belediyecilik anlayışı”nın tüm kademelerde hayata geçirileceğine yer verildi. BDP’nin geldiği siyasi geleneğin, 1999 yılında “Kentlerimizi de, kendimizi de biz yöneteceğiz!” şiarıyla 37 seçim bölgesinde, 2004 yılında 57, 2009 yılında ise 98 belediye ile yerel yönetimlerde etkin bir güç haline geldiğine dikkat çekilen beyannamede, yerelde yönetimlerde öncelikli olarak zihniyet değişikliklerine imza atıldığı ifade edildi. Beyannamede, 14 Nisan 2009 yılında Kürt siyasetçilerine, belediye başkanlarına yönelik başlatılan “siyasi soykırım” operasyonlarıyla binlerce DTP yöneticisi, üyesi, aktivisti ve muhalif kesimler gözaltına alınarak tutuklandığına buna rağmen 12 Haziran 2011 genel seçimlerinde Kürt halkının parlamentoda daha güçlü bir grup oluşturduğunu belirtildi.
Seçim beyannamesinde devamen şunlar ifade edildi: “Toplumsal sorunlarımızı çözme çabasını ve hizmetlerimizi halkımızla birlikte yürüttük. Kimliğimizden, dilimizden, kültürümüzden ve siyasal düşüncemizden vazgeçmeden halkımıza hizmet etmeyi esas aldık. Halkımızın büyük çabasıyla kazanılan bu belediyelerimizde halkımızla birlikte çözüm programlarımızı oluşturmak için Demokratik Özerklik modelimizi referans alarak kent ve mahalle meclislerini oluşturmaya çalıştık. Toplumun tüm kesimlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, farklı inanç mensuplarının, farklı etnisitelerden kesimlerin, kadınların, gençlerin, aydınların ve kanaat önderlerinin aktif katılımıyla meclisler oluşturduk.”

Halkların çıkarı esas alınacak

Yerel yönetimlerdeki geçmişle “Demokratik Özerklik” ile toplumun daha fazla özgürleşebileceğinin ortaya çıktığına yer verilen beyannamede, “15 yıllık yerel yönetim birikimimizle dün olduğu gibi, yarın da söz yetki ve kararın kent meclislerinden mahalle meclislerine kadar uygulanarak, katılımcı demokrasinin yaşam bulduğu, eşbaşkanlık modelinin uygulanacağı Ekolojik Demokratik Yerel Yönetim anlayışımıza kesintisiz olarak devam edeceğiz” denildi. Beyannamede, “Demokratik konfederal sistemde, demokratik özerk yapılarla, toplumun adaletli, özgür ve 21. yüzyılda insanlığa dayatılan kimliksizleştirme ve onursuzlaştırma rejimine karşı demokratik modernite ve demokratik toplum bir ahlaki duruştur” denilerek, yerel yönetimlerinin demokratik modernite sisteminin gelişiminde halkların çıkarlarını ve kararlarını esas alan bir perspektifle büyütüleceği kaydedildi.

Çözüm: Demokratik Özerklik

Beyannamede, Kürt sorununun binlerce yıla dayanan köklerinin bulunduğuna dikkat çekilirken, esas çözümün ulus devlet anlayışına karşı demokratik ulusu inşa etmek olduğunun altı çizildi. Halkların çözümünün demokratik konfederalizm olduğunun yer verildiği beyannamede, demokratik konfederalizmin esas olarak üç temel ayak üzerinde inşa edildiğine ve bunların kadın özgürlüğü, toplumsal ekoloji ve komünal demokrasi olduğuna yer verildi. Demokratik konfederalizmin inşa edilmesinde yerel yönetimlerin önemli bir yere sahip olduğunun belirtildiği beyannamede, demokratik toplum inşasının da Demokratik Özerklikle olacağı vurgusu yapıldı. Demokratik Özerklik’in tüm toplumsal farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü ve yaşatıldığı bir sistem olduğu belirtilirken, bu toplumsal zenginliklerin özgünlüklerini koruyarak, kendi özyönetim organlarını oluşturmasının ve kendi kendisini yönetmesinin vazgeçilmez bir genel kabul olduğu ifade edildi.

Toplumsal özgürlükler geliştirecek

Bölgesel sorunların çözümünün özgür ve eşit yurttaşlıktan geçtiği ifade edildiği beyannamede şunlar aktarıldı: “Başta Kürt halkı olmak üzere Mezopotamya’nın bütün kültürel zenginlikleri ifadesini Demokratik Özerklik’te bulur. Demokratik Özerklik’te Kürtlerin yaşadığı coğrafyanın Kürdistan olarak kabulü önemlidir. Demokratik Özerklik kabul edilirse ulus devlet ile uzlaşma zemini ve temeli doğar. Demokratik Özerklik, hakim ulus devlet ile ortak çatı altında yaşamanın asgari koşuludur. Demokratik Özerklikle Kürtlerin varlığının tanındığı demokratik bir statü olan Demokratik Özerk Kürdistan, siyasal idari yapılanma olarak somutlaşacaktır. Kürtler iç güvenliklerinden spora kadar tüm yaşam alanlarında devlete ihtiyaç duymadan ve devlet dışında kendi toplumsal özgürlüklerini geliştireceklerdir. Siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel örgütlenmelerini gerçekleştirip kendi iç güvenliklerini güvenceye alacaklardır. Özellikle bunun için devletin bunları kabul etmesi de beklenmeyecektir.”

Özgür belediyecilik temel şiardır
Beyannamede “Yerel yönetim modelimiz” başlığı altında BDP’nin yerel yönetimlerde hayata geçirdiği alternatif modelin tüm boyutlarıyla işlenirken, yerel yönetimlerin şiarının “Özgür belediyecilik ve özgür komün hareketidir” deniliyor. Yerel yönetimlerin kimlik ve toplumun öz yönetim biçimi olduğunun belirtildiği beyannamede, “Parti olarak bizim yerel yönetim ve özgür belediyecilik anlayışımızda belediye, sorunların kaynağını teşkil eden merkeziyetçi sistemlerin değil, doğrudan katılımı esas alan, şeffaf, hesap verebilir yol ve yöntemlerin öğrenildiği, halkın öz örgütlülük ve yönetim alanları olacaktır. Bu biçimiyle mevcut sistem belediyeciliğini aşan halk belediyeciliğini esas alacak, merkezi yapıların denetimleri için ihtiyaç duydukları baskı, hile, aldatma, sömürü ve rant alanları olmaktan çıkarılacaktır.
Çağımız, devletli uygarlık ile devletsiz toplum arasında geçen bir mücadeleye sahne olmaktadır. Demokratik uygarlık bu tarihi geçiş sürecinin yönetim ve yaşam biçimi olup sivil, demokratik toplumu esas almaktadır. Bu çağın demokratik ekseni, insan haklarına, toplumsal zemin ile kadının özgür kimliğine dayandırılacaktır. Buna bağlı olarak gelişecek yerel yönetim anlayışımız özgür yurttaşların belirleyiciliğine açık hale getirilmesi için yeniden yapılandırılmasını esas alınacaktır. Yerel yönetim şiarımız: Özgür belediyecilik ve özgür komün hareketidir” denildi.
Beyannamede, tarihi ve toplumsal zenginliklerin açığa çıkarıldığı ve günümüze kazandırılmasını sağlayacak bir yönetim modeli ve sisteminin hedeflendiği kaydedilirken, klasik belediyecilik yerine, halkın yönetim ve karar süreçlerine aktif katıldığı yerel demokrasinin hedeflendiği aktarıldı.

Yeni hamle: Eşbaşkanlık

Yerel yönetimlerde ilk defa BDP tarafından uygulanacak olan ve dünyada bir ilk olacak olan eşbaşkanlık sisteminde genişçe yer verildiği beyannamede eşbaşkanlık sistemine ilişkin, şunlara yer verildi: “Siyasi partide kadın komisyonları ile başladığımız örgütlenmeye, kadın kolları, kadın dernekleri, kadın platformları ile devam ettik. Öncelikli ilkemiz kadınların kendi kararlarını kendilerinin almasıydı. Kadınların teorik ve pratik tüm sorunlarını sadece kendisinin tartıştığı ve çözüm kararlarını sadece kendisinin verdiği bu ilkemiz özgün ve özerk örgütlenmemizin başarı kaynağıdır. Özgün ve özerk örgütlenmemizi en küçük yerleşim birimlerinden başlayarak mahalle, mezra, köy, ilçe ve kent düzeyinde kadın meclisleri kurarak yapılandırdık. Temsiliyet kadına yönelik ayrımcılığın doğrudan görüldüğü alandır.
Türkiye’de hem genel hem de yerel siyasette kadın temsiliyeti yok denecek kadar azdır. Türkiye genelinde, 2 bin 948 belediye başkanından sadece 26’sı kadın ve sadece 2’si il belediye başkanıdır. Türkiye genelinde 26 kadın belediye başkanının 15’i BDP kadın belediye başkanıdır. Cinsiyet eşitliği mücadelesinin önemli araçlarından biri olan yüzde 40 cinsiyet kotasını tüm politik yapılanmalarda tüzüğe koyarak hayata geçirdik. Kota uygulamasını yönetim mekanizmalarında eşit temsiliyet düzeyine taşıdık ve kadın temsiliyetini eşitlik ilkesi seviyesine yükselttik. Eşbaşkanlık sistemi ile kadının siyasete eşit düzeyde temsilini ve politik dönüştürücü gücünü yakaladık. Eril siyasete yaptığımız bu müdahale ile görünmez kılınan kadın siyasetin öznesi, hakikati ve gerçeği olmuştur. Bu mücadelemiz ile Türkiye’nin geleneksel devletli-iktidarlı eril siyasetinde önemli bir gedik açtık ve eşbaşkanlık tüm partilerde hayata geçirilmek üzere temel bir kadın hakkı olarak kazanıldı. Eşbaşkanlık sisteminin sadece siyasi partilerde değil yerel yönetimlerde uygulanmasını yeni bir mücadele alanı olarak öngörüyoruz.”
Yerel yönetimlerde temel şiar olarak kabul edilen ve halkın doğrudan katılımına dayanan “Komün hareketi”nin, “Gerçek demokrasi okulu” olduğunu belirtildiği beyannamede “Komünler demokratik ve gönüllü katılıma dayanır. Komünler topluma verdiği hizmet ve vaatleri yerine getirdiği kadar değer ve ilgi göreceklerdir. Komünlerimiz, ortak yaşamın her alanına dönük ortak örgütlenmeleri kapsamaktadır. Komünler, kadınıyla, erkeğiyle, çocuğu, genci ve yaşlısıyla birbirine saygı ve duyarlılık içinde, deneyim paylaşımına dayanan örgütlenme yerleridir. Bir komün yaşadığı doğayı ve toplumu ilgilendiren konuları ve sorunları tartışır, karar altına alır, planlar ve projeler üretir. Bizzat hayata geçirir. Eğitim, yargı, güvenlik, üretim, altyapı ve sağlık hizmetleri gibi kendi gücü ve kapasitesinin el verdiği bütün işlerini kendisi yapar. Üretir ve yönetir. Belediyelerimiz, komünlere her türlü destek ve katkıyı sunacaklardır” denildi.

Kadının özgürlük yüzyılı olacak

Beyannamede, kadın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelere yer verilerek, kadının özgürlüğünün toplumun özgürlüğü olduğu ve yerel yönetimlerde kadın özgürlükçü yerel yönetim perspektifinin tüm dünyanın tanıklığında her türlü bedelle yıllardır devam ettirildiğine dikkat çekildi. Tüm eşitsizliklerin ve anti-demokratik sistemlerin kaynağındaki çelişkinin kadın-erkek çelişkisi olduğunun altı çizilen beyannamede, bu çelişkiyi kadın özgürlüğü lehine değiştirmeden, toplumların ve doğanın özgürleşmesi mümkün olmayacağından hareketle içinde bulunulan yüzyılın kadının özgürlük yüzyılı olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Toplumsal Cinsiyet Raporu
Yerel hizmetlerde kadınların ihtiyaç, talep ve isteklerinin daha üst düzeyde açığa çıkarılması, kadınların yerel yönetim hizmetlerine kendi özgün kimliklerini yansıtmalarının sağlanması için önümüzdeki dönemden itibaren Toplumsal Cinsiyet Etki Değerlendirme Raporu yönteminin hayata geçirileceği aktarıldı. Rapora ilişkin olarak ise “Yerel yönetimlerimiz tüm plan, proje ve faaliyetleri için Toplumsal Cinsiyet Etki Değerlendirme Raporu (TCEDR) almak zorunda olacaktır. TCEDR, uygulanması öngörülen hizmetin toplumsal cinsiyet eşitliği açısından etkisini inceleyerek, çalışmanın kadınlar lehine olup olmayacağına karar verecek. TCEDR, kentte yaşayan tüm kadınların temsil edileceği kadın kurullarının oluşturacağı kurullar tarafından verilecektir. Kadınların kent hakkı, kent mekanını kullanmak ve kenti oluşturmak ya da değiştirmek hakkını içerir” ifadelerine yer verildi.
BDP’nin seçim beyannamesinde belediyecilik anlayışında toplumun dinamik ve motor gücü olan gençliğin yaşadığı sorunları çözüme kavuşturma noktasında da önemli projelerin hayata geçirileceğine yer verildi. Gençliğin devletçi ve iktidarcı zihniyet kalıplarından kendini en rahat kurtaracak kesimlerin başında geldiğine dikkat çekilen beyannamede “Demokratik Modernite” sistemini inşa etmede, demokratik ulus anlayışını geliştirmede ve Demokratik Özerklik modelini yaşamsallaştırmada kadınla birlikte gençliğin de öncülük misyonuna sahip olduğu ifade edildi.

Gençlik Demokratik Özeklik’le özgürleşecek

BDP’nin seçim beyannamesinde gençlere ilişkin ise, “Gençliğin sorunları Demokratik Özerklik perspektifliyle çözüme kavuşturulacak” vurgusu yapılıyor. Mevcut sistemin Kürt gençliği özelinde gençliğin potansiyel gücünü çeşitli projelerle dejenere etmeye çalıştığına dikkat çekilen beyannamede şunlara yer verildi:
“Bu zihniyetin değiştirilmesi için yerel yönetimlerimiz aktif rol alacaktır. Toplumsal değişimi sağlamada ve demokratik özgür yerel yönetimler anlayışını geliştirmede gençliğin yaratıcı ve dinamik gücü öncü rol oynayacaktır. Bu yönüyle gençlik, demokratik çözümün de öncüsüdür. Yerel yönetimlerimiz, demokratik değerlere, temel hak ve özgürlüklere, tüm kimlik ve kültürel haklara saygılı bir yaklaşım içerisinde gençlik ile her alanda ortaklaşacaktır. Gençlerin sorunlarının çözümü, Gençlik Meclisleri ile birlikte yerellerde çözülecektir. Gençliğin özgün ve özerk örgütlenmesi toplumsal kurumsallaşmanın güvencesidir.
Gençliğin ekonomik, sosyal, kültürel ve eğitim sorunlarının çözümüne yönelik olarak Gençlik Meclisleri ile ortak projeler geliştirilecektir. Gençlerin sosyal, kültürel ve sanatsal etkinliklere aktif katılımlarını sağlayacak mekanlar ve projeler üreteceğiz. Yerel yönetimlerimizin bütçeleri içerisinde ‘gençlik bütçesi’ yer alacak, bütçenin planlamasında kentte yapılacak gençlik ihtiyaç analizleri dikkate alınarak Gençlik Meclisleri ile ortaklaştırılacaktır. Demokratik özerk yerel yönetimlerimiz işsizliği önleyici mesleki eğitim projelerini hayata geçirecektir. Madde kullanımının önlenmesi amacıyla mahallelerde Gençlik Meclisleri ile ve sivil toplum örgütleriyle ortaklaşa çalışmalar yürütülecektir. Bağımlılık düzeyinde olan madde kullanıcılarına yönelik profesyonel destek sunulacak ve sosyal rehabilitasyon merkezileri kurulacaktır. Üniversite gençliğinin başta barınma sorunları olmak üzere tüm sorunlarının çözümü için yerel yönetimlerimiz aktif rol üstlenecektir.” DEVAM EDECEK


DİZİ ARAŞTIRMA SERVİSİ


573


YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazı Boyutu:12 14 16 18