26 Ekim 2014 Pazar
 
Ana Sayfa Haber
23 Eylül 2013 Pazartesi

Demokratik Özerklik reçetedir

BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, dünyanın her yerinde demokrasinin vazgeçilmez kriterlerinden biri olarak tartışılan yerel, yerinden özerk yönetim modeliyle Türkiye'nin de artık tanışması gerektiğini söyledi.


"Kürt serhıldanlarının ve Gezi direnişlerinin ulus devlet formuna karşı halkın bir isyanı olduğunu" ifade eden BDP Eşbaşkanı Kışanak, anadilde eğitim sorunun çözmek için illerde referanduma gidilmesi önerisinde bulundu.
Güneydoğu Anadolu Belediyeler Birliği'nin (GABB), Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve merkez ilçe belediyeleriyle birlikte organize ettiği "Barışın İnşasında Yerel Yönetimlerin Rolü" konulu sempozyum hafta sonu yapıldı. Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Sümer Park Ortak Yaşam Alanı Resepsiyon Salonu'nda düzenlenen Sempozyuma BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Baydemir, Güneydoğu Anadolu Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Ahmet Ertak, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Hayrettin Güngör, Sinn Fein parlamenteri Paul Maskey, İspanya Bask Bölgesi San Sebastian Belediye Meclis üyesi Nora Galparsoro Larraza, İspanya Katalan Bölgesi parlamenteri Joaquim Arrufat Ibanez, Güney Afrika İletişim Danışmanı Mansur Hassan Jaffer ve Hollanda Deventer Belediye Başkanı Andries Pieter Heidema ile STK temsilcilerinin yanı sıra GABB'a bağlı belediye başkanları ve Rojava'dan gelen yerel yöneticiler katıldı. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan GABB Genel Sekteri Ahmet Artek'in ardından konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, "Kürt coğrafyasına baktığımızda bu deneyim, yerelden evrensele demokratikleşmeye yönelik ciddi bir model çabasına da tanıklık ediyoruz" dedi.
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak ise dünyanın her yerinde demokrasinin vazgeçilmez kriterlerinden biri olarak tartışılan yerel, yerinden özerk yönetim modeliyle Türkiye'nin de tanışması gerektiğini söyledi. Kışanak, "Kürtlerin yıllardır ortaya koyduğu büyük kitlesel eylem ve etkinlikler bir itirazdır. Kendilerini yönetime katmak istiyorlar. Kendi ata yurtlarında, kendi kültür, kimlik değerlerine uygun bir şekilde yaşamlarını sürdürmek istiyorlar. Bunun için büyük Kürt serhildanları yaşandı" dedi. Gezi direnişiyle Türkiye'de başka bir sosyal patlamanın gerçekleştiğine vurgu yapan Kışanak, "Kürt serhıldanlarının ve Gezi direnişlerinin ulus devlet formuna karşı halkın bir isyanı olduğunu" ifade etti.
Kürt sorunu bağlamında en çok tartıştıkları ve merkezi yönetim anlayışıyla en çatıştıkları konulardan birinin anadil konusu olduğunu vurgulayan Kışanak, "Merkezi devletin resmi dili Türkçe olabilir ama yerel, özerk bölgesel yönetimler hizmet ürettikleri insanların talep ettiği dili bölgesel dil olarak kullanma hakkına sahip olmalıdır. Bunu reddettiğiniz yerde bir çözüm üretme şansınız yoktur. Bugün, merkezi yönetimin uzantısı olan yerel kamu yönetim birimleri dahil olmak üzere Diyarbakır, Hakkari, Şırnak ve Van'da bütün devlet dairlerinde fiili olarak Kürtçe dili kullanılıyor. Yurttaşının dilini kabul etmiyorsan, onu başka bir dil öğrenmeye zorluyorsanız bunun adı asimilasyondur ve otoriter yönetim anlayışıdır" diye konuştu.

Başbakan karın da doyurmaz

Başbakan'ın "ideoloji karın doyurmaz, siz bu siyasi Kürtçülükten vazgeçin partimizi destekleyin" sözlerine tepki gösteren Kışanak, Başbakan'a şu ifadelerle cevap verdi: "Bu sözleri duyduğumuza gerçekten inanamıyoruz. İnsan Hakları Beyannamesi'nde 'İnsan maddi ve manevi varlığıyla bir bütündür' yazıyor. Bize değerlerini bırak ve sadece karnı doyurmakla uğraş diyor. Zaten bu anlayışında karın doyurmadığı da ortadadır. Sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksine baktığımızda Kürtlerin yaşadığı illerin tamamı Türkiye ortalamasının yarısının altındadır. Bu nedenle, kimsenin artık hakaret ederek, dil, kültür ve kimliğine saygı duyulmasını isteyen insanları suçlayarak, bir yere varma şansı yoktur. Yerel ve yerinden özerk demokratik yönetim modelleriyle hem refah düzeyimizi yükseltebiliriz, sosyal-ekonomik kalkınmayı güçlendirebiliriz hem de kimlik, kültür, inanç gibi konulardan kaynaklanan sorunlarımızı da modelle çözebiliriz."

Anadilde eğitime çözüm

Anadilde eğitim sorunun çözmek için illerde referanduma gidilmesi önerisinde bulunan Kışanak, "Hangi ilde hangi dilde yurttaşlar kamu hizmeti ve anadilde hizmet almak istiyorsa o il düzeyinde, il yerel yönetimleriniz kamusal hizmetlerini üretmeye çalışsın ve eğitim dilini halkın istediği dilde versin" diye konuştu.

Yerel yönetimler rolü

Açılış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ayşen Uysal'ın yaptığı "Değişen toplum-değişen talepler: 21. yy.'da yerel yönetimlerin rolü, kapasitesi ve yetkileri" başlıklı oturuma geçildi. Oturuma Bask'ta bulunan Sortu Partisi Dış İlişkiler Sorumlusu Jon Andoni Lekue Eguren, Lübnan'dan Barış Komitesi Başkanı Jamil Safieh, Digor Belediye Başkanı Muzaffer Kutay, Ekonomist-yazar Mustafa Sönmez, Deventer Belediye Başkanı Andries Pieter Heidema, Yerel yönetimler ve bölgeler İsveçli Derneği (SALAR) Başkan yardımcısı Ilmar Reepalu konuşmacı olarak katıldı. Oturuma, Qamişlo Belediyesi'nde gelecek kişinin engellemelerle karşılaştığı, Urmiye Belediyesi'nden gelecek kişinin ise Urmiye Valiliği'nin engeline takıldığı belirtildi.
Merkezi yönetim tarafından kaymakam ve valilerin atandığı bir yönetimin demokratik bir yönetim olmadığını ifade eden Digor Belediye Başkanı Muzaffer Kutay, "Bir ülkede yerel yönetimler ne kadar gelişmişse, demokrasi de o kadar gelişmiştir. Dünyada yerel yönetimler güçlenirken, Türkiye'de ise tam tersi bir durum gelişiyor" dedi. Kutay'ın ardından konuşan SALAR Başkan yardımcısı Ilmar Reepalu da, İsveç'te 150 yıldır yerel yönetim anlayışın uygulandığını belirterek, "Kamu hizmetlerinin büyük çoğunluğunu belediyelerimiz üstleniyor. Belediyelerimizde eşitlikçi davranıyoruz. Zengin belediye fakir belediyeye yardımcı olmak zorundadır. Bu yapılar içinde de herhangi bir hiyerarşi yok" diye konuştu.

Büyük uçurumlar var

Ekonomist-yazar Mustafa Sönmez ise, ekonomik olarak merkezi yönetimler ile yerel yönetimler arasında büyük uçurumların olduğunu söyledi. Türkiye'de çok hızlı bir kentleşmenin yaşandığını ve şu anda da Türkiye'nin yüzde 75'i kentlerde yaşadığını kaydeden Sönmez, kentleşmenin artmasına rağmen yerel yönetimlere yeterli kaynak sağlanmadığına dikkat çekti. AKP'nin kendilerine yakın belediyelere dış borç almasına kefil olurken, muhalif belediyelere kefil olmadığını aktaran Sönmez, "Özellikle BDP belediyeleri, çok farklı handikaplar içinde bırakılıyor" dedi. Türkiye'nin böyle yönetilemeyeceğini vurgulayan Sönmez, "Türkiye 25 bölgeye ayrılması gerekir ve bölgelerin demokratik özerk bölgeler dönüştürülmelidir" dedi. Kürt sorunun kalıcı bir barışa evirilmesinin yolu demokratik özerk yapılarının oluşmasından geçtiğini vurgulayan Sönmez, demokratik özerkliğin tüm bölgelerin ihtiyacı olduğunu söyledi.

Ülke deneyimleri
"Ülke Deneyimleri ve Çözüm Süreçleri" başlıklı oturumda, farklı ülkelerdeki deneyimler konuşuldu. Oturuma konuşmacı olarak; Katalan Parlamentosu Milletvekili Joaguim Arrufat Ibanez, Kuzey Belfast Bölgesi'nden parlamenter Paul Maskey, Bask Bölgesi San Sebastian Belediyesi meclis üyesi Nora Galparsoro Larraza, Güney Afrika İletişim Danışmanı Mansur Hassan Jaffer, Batman Belediyesi Başkan Vekili Serhat Temel ve İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan konuşmacı olarak katıldı.  Batman Belediyesi Başkan Vekili Temel, yasaları değiştirecek birçok çalışmaları olduğunu belirterek, yılda bir kamuoyu yoklaması yaptıklarını kaydetti. Temel, "Halkımıza vermeye çalıştığımız hizmetle yoksulluğun bir kader olmadığını göstermeye çalıştık" dedi. Ardından Temel, belediye çalışmaları ile ilgili olarak yaptığı sunumu cezaevinde bulunan Batman Belediye Başkanı Nejdet Atalay'a atfettiğini dile getirdi.

Belediyeler sayesinde
Güney Afrika İletişim Danışmanı Mansur Hassan Jaffer, belediyelerin sayesinde hükümet ile biraraya geldiklerine dikkat çekerek, belediyeler üzerinde Kürtlerle de bir barışın sağlanabileceğini ifade etti.
Daha sonra konuşan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da yeni süreci ve Türk Hükümeti'nden kaynaklanan handikapları anlattı.

İkinci günü
Sempozyumun ikinci günü "Bölgesel Çatışmaları ve Barışın İnşasında Yerel Yönetimin Rolü" ile "Ulusal ve Uluslararası Seviyelerde Adil, Sosyal ve Ekolojik Gelişimde Alternatif Kurumlar Olarak Yerey Yönetimler" başlıkları altında sunum ve tartışmaların yürütüldüğü oturumlarla başladı.

DİHA/AMED




Qamişlo ve Ramallah da

Moderatörlüğünü Hasan Fırat Öner'in yaptığı ilk oturumda "Bölgesel çatışmaların çözümünde ve barışın inşasında yerel yönetimlerin rolü" başlığı altında "Barışın inşasında kadının rolü", "Barışın inşasında yerel yönetim reformu, karşılaşılan sorunlar ve deneyimler" ile "Çatışmaları bölgelerde yerel yönetimler, karşılaşılan sorunlar ve deneyimler" konuları ele alındı.
Oturumda yerel yönetimlerin merkezi yönetimden doğru yaşadıkları sıkıntıları hazırladığı sunumla katılımcılarla paylaşan Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökhan, merkezi yönetimden dolayı devletin yetkileri Ankara'da topladığını ve yerellere dağıtmadığını belirtti. Devletin belediyeleriyle paydaş olmadığını aksine potansiyel suçlu olarak gördüğünü ifade eden Gökhan, "30 yıldır devam eden çatışmaları ortamdan kaynaklı devlet yetkilileri ve halk arasında ciddi güven sorunu söz konusu. Çalışmalarımız ve çalışanlarımız her daim potansiyel suçlu olarak görülmekte. Sürekli denetim, tutuklama, gözaltı ve davalarla fili olarak çalışmalarımız engelleniyor. Belediyelerin yapmak istediği projelerin birçoğu da bu engellemelerden nasibini almaktadır" diye konuştu. Gökhan, sunumunda ayrıca Nusaybin Belediyesi olarak sosyal, ekonomik ve kültürel iyileştirmelere dönük hayata geçirdikleri projelere ilişkin deneyimlerini de paylaştı. 


Siyasi tutsaklara özgürlük
Filistin'in Ramallah Belediyesi temsilcisi Amin Inabi, Ramallah'taki deneyimlerini ve karşılaştıkları genel sıkıntıları dile getirdi. Inabi, yerellerde yaşanan sorunların giderilmesi için ötekileştirilenlerin ortaklaşması gerektiğini belirterek, "Burada olduğu gibi bizim de aralarında kronik rahatsızlığı bulanan 7 bine yakın siyasi tutsağımız var. Siyasi tutsakların serbest bırakılması yönündeki taleplerimiz yerine getirilmiyor. Ben buradan bir kez daha bütün siyasi tutsakların serbest bırakılması çağrısı yapmak istiyorum. Yerel yönetim modellerini hayata geçiren ülkelerin Filistin'in haklı talebinin yanında yer alması gerekir" diye konuştu.

Çeteler özgürlüğe engel

Oturumda Qamışlo Belediyesi'ni temsilen konuşan Muaz Abdullah, Rojava'da her alanda sıkıntıların yaşandığını belirterek, şunları söyledi: "Devrim süreci sadece 2 yıl önce başlayan bir süreç değil, bizler 10 yıllardır baskıcı rejime karşı mücadele yürütüyorduk. Suriye merkezi yönetimi yıllardır kirli politikaları halka dayatmaktaydı. Rojava'da gelişen süreçle birlikte bir ambargo da hayata geçirildi. İslam adı altında sivillere saldıran çeteler, Rojava halkının özgürlüğünün önüne geçmek istiyor. Ambargodan dolayı başta sağlık alanı olmak üzere birçok alanda ciddi sıkıntılar baş gösterdi. Halkımız göçe zorlandı. Bizler bu süreçte 30'a yakın kurum oluşturduk. Bu kurumların arasından en önemlisi de belediyelerdir. Sorunlarımızı çözüme kavuşturmak için kurul ve komitelerimizi oluşturduk. Ancak ambargo ve saldırılardan dolayı yeterli olamamakta. Bir örnek verecek olursak, sağlık alanında yaşadığımız sıkıntıları giderebilmek için birçok evi hastaneye çevirdik. Dayanışmadan eğitime birçok alanda ihtiyaçlarımız var, umuyorum ki uluslararası kamuoyu da Rojava'da halkların sesini duyar."
Soru cevapla devam eden oturumda Rojava'ya ilişkin kısa bir değerlendirmede bulunan moderatör Hasan Fırat Önce, Rojava'daki halkın baskıcı Esad rejimini ve muhalif olduklarını belirten ancak Esad'dan bir farkı bulunmayan çizgiyi de reddederek, halkların özgürlüğünü esas aldıklarını belirtti. Önce, "Rojava'da özgürlükçü çizgiye en çok yakın olan Kürt halkının kurduğu çizgidir. Bu da sadece Kürt halkıyla değil orada yaşayan diğer halkların da bir araya gelerek oluşturduğu bir yapıdır. Bu yüzden dünyanın hangi coğrafyasında olursa olsun kendi kaderini tayin hakkından mahrum bırakılmak istenilen halkların yanında olmamız gerekiyor" dedi.
Konuşmaların ardından ara verilen sempozyumun son oturumunda Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir moderatörlüğünde "Ulusal ve uluslararası seviyelerde adil, sosyal ve ekolojik gelişimde alternatif kurumlar olarak yerel yönetimler" başlığı altında "Bölgesel gelişim modelleri ve bölgesel işbirlikleri", "Uluslararası aktör olarak yerel yönetimler" ve "Ekolojik ve yerel yönetimler" konuları ele alındı.


587


YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazı Boyutu:12 14 16 18