23 Aralık 2014 Salı
 
Ana Sayfa Kadın
24 Haziran 2013 Pazartesi

Yaşam gerekçemiz özgürlük

Zîlan Kadın Festivali ‘Saralaşmak: Kararlılık, Sınır Tanımazlık ve Özgürlüktür’ şiarıyla yapıldı. KJB de gönderdiği mesajında, “Zilanların ve Saraların büyük özgürlük çizgisi temelinde bu yılı kadın baharlaşması ile halkların baharlaşmasına dönüştürelim” dedi.

Her yıl düzenlenen Zîlan Kadın Festivali'nin 9'uncusu, önceki gün Almanya'nın Dortmund kentinde bulunan Revierpark Wischlingen 'de gerçekleştirildi. 'Saralaşmak: Kararlılık, Sınır Tanımazlık ve Özgürlüktür ' şiarıyla düzenlenen festivale, başta Almanya olmak üzere Avrupa'nın değişik ülkelerinden binlerce Kürdistanlı kadının yanısıra, kadın özgürlük mücadelesine gönül veren Kürdistan dostları da katıldı.   

Kürt kadınlarının yöresel renklerle katıldıkları festival, 9 Ocak günü Paris’te katledilen üç kadın devrimci Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’e adandı.

En çok ilgi gören etkinlik

Festival, saat 10:00'da 'Mezopotamya Kadın Sanatçılar Birliği' tarafından kurulan 'Edebiyat Çadırı' etkinlikleriyle başladı. Her yaştan çocuk, kadın ve erkeklerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte kadınlar, gelin-kaynana atışmaları üzerine doğalında gelişen skeçler canlandırıp, güzellemeler dizdi, teşi sallayarak yün büktü, yayık yaydı. Ardından Rukiye Özmen 'edebiyatta kadının yeri' başlığıyla bir sunum yaptı. Özmen, kadına ait her şeyin erkek egemen zihniyet tarafından yazılıp dile geldiğini belirterek, "Erkek kadının dünyasını gasp etmiştir. Kadın bir yandan tanrıçalaştırılırken, bir yandan da bütün kötülüklerin kaynağı olarak görülmüştür. Kürt özgürlük mücadelesi sayesinde kadın gerçek kimliğine kavuşuyor. Kürt kadının bu mücadelesi, diğer ezilen kadınlar için de ilham kaynağı oluyor"şeklinde konuştu.
Çadırda biraraya gelen onlarca kadın dengbêj de, festival boyunca eski Kürt klasiklerini seslendirdi. Çadırda ayrıca Kürdistan'ın değişik yörelerine ait geleneksel Kürt kıyafetleri defilesi yapıldı.

Rojava'ya yardım toplandı

Festivalde, Kürt kadın kurumlarından Uluslararası Özgür Kadın Vakfı, Kürt Kadın Barış Bürosu CENİ, Newaya Jin Gazetesi, YXK Jin kurumları bilgilendirme standları açarken, giyim, takı gibi el sanatlarının sergilendiği standlardan, kitap ve müzik standlarına, yiyecek içeceğe kadar farklı standlar da yer aldı. Satılık giyim, takı, kitap gibi malzemeler kısa sürede tüketilirken, kadınların yufka açarak, patile yaptığı stand da aynı ilgiyle izlenen diğer bir etkinlik oldu.
Kürt kadınlarının yanısıra, Courage, ADKH ( Avrupa Demokratik Kadın Hareketi, Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB), Die Linke, Laleh Park Mütter.im. İran (mütter für frieden Dortmund), MLPD, ve İSKU gibi farklı halktan kadınlar da kendi renkleri ile yer aldı.  
Diğer taraftan ilgi çeken diğer bir stand da Heyva Sor a Kurdistan standı oldu. Rojava’ya yardım için başlatılan kampanya çerçevesinde yardım toplayan Heyva Sor, Kürt kadınlarının ilgisini çekti.

Çocuklar çok eğlendi

Festival'de çocuk konuklar da unutulmadı. Gazetemizin kadın çalışanları  kurdukları standda, çocukların yüzlerini değişik resim ve sembollerle boyayarak eğlendirdi. Balonlarla süslenen stand çocukların ilgi odağı olurken, oyun parkında oynayan çocukların da diğer yıllara oranla sayılarının daha fazla olması dikkat çekti.

Davanın peşini bırakmayacağız!

Barış Süreçlerinde Kadının Rolü' adlı panelin bitiminin hemen ardından sahne programı başladı. Açılış konuşmasını, festivalin organizesini üstlenen Cenî adına Fatma Yavuz ve Melanie Küppers yaptı. Katılımcıların selamlandığı konuşmalarda, festivalin Paris’te 9 Ocak günü katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’e adandığı hatırlatıldı. Konuşmalarda devamla şöyle denildi: "Üç kadın devrimci şahsında, dünya devrim şehitlerini anıyoruz. Bizim amacımız, devrimci değerleri korumak ve geliştirmektir. Festivalin kutlanış amaçlarından biri de budur. Katliamın üzerinden altı ay geçmesine rağmen hala aydınlatılmadı. Fransa hükümetine, bir an önce katliamın aydınlatılması, sorumlularının açığa çıkarılması çağrısını yapıyoruz. Bu davanın peşini bırakmayacağız!”. Konuşmalarda, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan da selamlanarak, özgürlüğü için başlatılan imza kampanyasına aktif katılım çağrısı yapıldı.

Aileler: Fransa'nın insan yaşamına saygısı bu mu?

Ardından katledilen üç devrimci kadının aileleri birer konuşma yaptı. Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler sayesinde biraraya geldiklerini belirten aileler, "Aylardır acı çekiyoruz. Katliamın üstünden 165 gün geçmesine rağmen hala bize bir bilgi sunulmadı. Fransa devleti olayı örtbas etmeye çalışıyor. Acaba katledilenler Kürt oldukları için mi gerçek failleri ortaya çıkarılmıyor? Fransa hükümetinin insan yaşamına olan saygısı bu mu?" diyerek katliam karşısında suskun kalan Fransız sosyalistlerin tavrını da kınadılar.  
Konuşmaların ardından sahne çıkan Bremen Aramê Dikran Çocuk Korosu Ey Raqîp marşını okudu. Ardından ise, sanatçı Deniz Deman sahne aldı.

Hesap sorulmazsa katliamlar durmaz!

Festivale katılan BDP Milletvekili Emine Ayna da bir konuşma yaptı. Ayna, festivalin adandığı kadın devrimcilerin sadece Kürt kadınlarının değil, dünya devrimci kadınlarının da öncüleri olduğunu belirterek, şöyle dedi: "Onlar katledildiğinde dünya kadınlarının ayağa kalkması bunun somut göstergesidir. Biz bu katliamı sadece kınamayla yetinmemeliyiz. Katillerden hesap sormamız lazım. Hesap sorulduğu zaman devrim olur. Geçmişin hesabı verilmeli. Geçmişin hesabı verilmediği için Roboskî cevapsız kaldı. Üç kadın arkadaşın hesabı verilmezse katliamlar durmaz. Barış süreci diyoruz ama barış süreci sadece gerillanın çekilmesiyle olmaz. Hükümetin  beklenen adımları atması lazım". Türkiye halklarının da artık hükümetten hesap sorduğunu belirten Ayna, "Halk 'bir ağaç dahi diksen bile, artık bunu halka soracaksın' diyerek başkaldırıyor. İşte bizim demokratik konfederalizm dediğimiz şey budur. Yaşadığımız her yere, her şeye kendimizin karar vermesidir" dedi.

'Artık dönün' çağrısı

Ayna, Kürdistan'da gerçekleşen 'Çözüm ve Birlik Konferansı'na da değinerek, konferansta öne çıkan talepleri dile getirdi.
Ayna son olarak, diasporada yaşayan ve metrepollere sürgün giden olan Kürdistanlılara da ' artık ülkeye dönün' çağrısı yaparak, "Bildiğiniz gibi bugün Türkiye ve Kürdistan'da kadınlar cins bilinciyle mücadele ediyor ve direniyor. Çünkü tek yaşam gerekçemiz var; o da özgürlüktür. Bugün ülkemiz zindan, evimiz zindan. Ne cins ne de ulusal kimliğimizi yaşayabiliyoruz. Bugün kapitalist modernite bize iki türlü yaşam sunuyor. Birincisi; ya vahşi kapitalizmi yaşamak ya da köle olmak. Ama biz bu zalim ve vahşi sermayedara karşı direneceğiz" şeklinde konuştu.  

Zengin kültür programı

Festivalde başta KJB, NRW Die Linke adayı Ayten Kaplan, Alman Sendika Federasyonu- DGB, Dortmund Bölge Başkanı Jutta Reiter, Katalonya'dan Gayamaula Feminist Kollektifi, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi, Kadın Birliği Courage ve Sosyalist Kadınlar Birliği-SKB de birer mesaj sundu.
Festivalin kültürel programında, Natalia, Marion Schmidt, Koma Tiliyên Sor ritm grubu, Lale Koçgün, Xana Zazê, Chopy ve Nûarîn de sahne alarak, kadınlara unutulmaz bir gün yaşattı. Kadınların yer yer duygulandığı, yer yerde coşkuyla dolup taştığı festival, çekilen halaylar ardından sona erdi.

Panel ve kitap tanıtımları

Festivalde, farklı bir çadırda düzenlenen etkinlikte ise, 'Mit Kämpf und Liebe in eine neue Zeit-Nudem' adlı kitabın tanıtımı yapıldı, 'Barış Süreçlerinde Kadının Rolü' konulu da bir panel düzenlendi.
Aysel Avesta Aydın moderatörlüğünde yapılan etkinlikte, Tutuklularla Dayanışma Derneği Azadi yöneticisi Monika Morres, arkadaşları ve dostlarının Uta Schneiderbanger (Nudem)'' için düşünce ve duygularını anlattıkları 'Mit Kämpf und Liebe in eine neue Zeit-Nudem' isimli kitabı tanıttı. Morres, Uta'nın Ekin Ceren Doğruak ile birlikte 2005 yılında Güney Kürdistan'da bir kazada yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, "Onun hayali, alternatif tıp konusunda Kürt kadınlarından, Kürdistan dağlarından faydalanmaktı" dedi. Daha sonra Morres, Schneiderbanger'in alternatif tıp, politika ve kadın bakış açısını anlatarak, kitapta onu anlatan pasajlar okudu. Ekin Rûmet ise, Utamara Kadın Buluşma Merkezi'nin iki yıldır belli aralıklarla düzenlediği 'Her Kadının Bir Öyküsü Var' adlı kampanyası sonucunda aynı isimle hazırladığı kitaptan Narîn Şêxê'nin yazdığı 'Jin e, Jîn e, Diafirîne' adlı şiiri okudu.

'Deneyimleriniz bize güç katıyor'

Kitap tanımından sonra 'Barış Süreçlerinde Kadınların Rolü' konulu bir panel düzenlendi. Saat 11:00'de düzenlenen panelin katılımcıları, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisi'nden Pervin Oduncu, Basklı Sol Sortu (İnşa) Partisi temsilcisi Iraide Lejarreta ve Kürt siyasetçi ve yazar Gönül Kaya idi.
Panelde ilk sözü alan Iraide Lejarreta, Paris Katliamı'nı kınayarak, İspanya ve Fransa'nın Bask bölgesi üzerindeki egemenliğine karşı ETA örgütünün 50 yıldır yürüttüğü mücadeleye değindi. Barış ortamının sağlanabilmesi için yıllardır gösterilen çaba sonucunda, son olarak 2011 yılında BM Koordinatörü Kofi Annan tarafından yapılan konferansta, ETA'nın ateşkes ilan ettiğini hatırlatan temsilci, barış sürecinde dahi Fransa'nın saldırılar gerçekleştirerek süreci sabote etmeye çalıştığına dikkat çekti.
Kendi ülkelerinde erkek egemenliğine karşı mücadele yürüten feminist oluşumların bulunduğunu belirten Lajarreta, 2006 yılında bu oluşumlarla birlikte 'Ses' adıyla bir ittifak kurduklarını, ancak ulusal mücadele sözkonusu olduğunda bu ittifakın çöktüğünü söyledi. Lajarreta son, olarak koşulları birbirine benzemese de Kürt kadınların mücadelesinden çok şey öğrendiklerini söyledi.

HDK'nin deneyimleri

Panelin ikinci konuşmacısı HDK Kadın Meclisi temsilcisi Pervin Oduncu idi. Avrupa'da alçakça katledilen üç fidanın katillerini de nefretle kınadığını belirten Oduncu, Türkiyeli kadınların da selamını iletti. Newroz'da Kürt Halk Önderliği tarafından başlatılan barış sürecinin, bugün de onun tarafından yönetildiğini ifade eden Oduncu, "Kadınlar olarak tanıklık, eşlik eden, yönlendiren bir süreç olarak yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz" dedi.
"Barış, kadının sürecidir" diyen Oduncu, bu süreçte HDK'deki kadın bileşenlerle birlikte bir kongre gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, bu kongreyle örgütlü kadın duruşunu ortaya çıkardıklarını aktardı. Gerçekleştirdikleri I. Ortadoğu Kadın Konferansıyla da bölge halklarıyla birlikte barış ve müzakere süreçlerinde kadınların deneyimlerini, yaşadıkları sorunları ortaklaştırdıklarını ifade eden Oduncu son olarak, Kürt kadınların direnişinin bütün Ortadoğu kadınlarına ve dünyaya bölgeye ilham kaynağı olduğunu vurguladı.

Yakın zamanda konferans var

Panelin son konuşmacısı Siyasetçi ve Yazar Gönül Kaya da, bu yılki festivalin adandığı üç kadını ve Rojava devriminde yaşamını yitiren Meryem ve Silav isimli kadın savaşçıları anarak konuşmasına başladı.
Kaya, 30 yıldır süren savaş gerçekliğinin sadece mağdur olma gerçekliğini değil, ataerkil zihniyete karşı mücadele olma gerçekliğini de açığa çıkardığını, bu anlamda kadın mücadelesinın barış ve çözüm mücadelesi olduğunun altını çizdi. Barış sürecinin pasifleşme süreci değil, aksine daha çok dağa çıkma süreci olduğunu kaydeden Kaya, bu süreçte daha fazla faşizme, parçalanmaya, tekçiliğe, her türlü ayrımcılığa karşı daha fazla mücadele ederek, evrenselleşeceklerini kaydetti. Kaya, "Barışın inşa gücü olan diğer kadın güçleri ile bir araya geleceğiz. Anadolu'daki, Mezopotamya'daki, Kürdistan'daki kadınlar öncülüğünde dünyadaki diğer kadın güçleriyle sürecin tarafları olarak, deneyimlerimizi buluşturacağımız bir konferans gerçekleştireceğiz Avrupa'da" dedi.
Konuşmasının sonunda katledilen üç kadın devrimcinin kadının barış mücadelesinin karakterleri olduğunu söyleyen Kaya son olarak, "Sara, kadın özgürlük mücadelemizin temelidir, kadın önderimizdir. Özgürlük onun temel karakteridir, bütün engellerden daha üstündür. Rojbin, mücadelemizin enternasyonalleşmesidir, kadına olan inancın adıdır. Leyla, geleceğimizin inşasıdır. Bu yüzden mücadeleye devam!" diye belirtti.

KJB: Tarihin Özgürlük Anı’na sahip çıkalım

Dortmund’da gerçekleşen 9. Zilan Kadın Festivali’ne katılan binlerce kadını gönderdiği mesaj ile selamlayan KJB Koordinasyonu, kadınlara Tarihin Özgürlük Anı’na sahip çıkma çağrısı yaptı.
“Saraları yaşama ve yaşatma şiarı ile gerçekleştirdiğiniz festivali, özgürlüğe dair büyük tutkumuz, kararlılığımız ve mücadelemizle selamlıyor, Zilanların, Saraların ardılları olarak anıları önünde saygıyla, büyük minnettarlıkla eğiliyoruz” denilen mesajda, Zilanların, Saraların özgür yaşam hayalleri ve özlemlerini gerçekleştirmenin bütün Kürt kadınlarının görevi olduğu vurgulandı.

Sara bir özgürlük duruşudur

KJB devamla, “Bu görevi başarıyla gerçekleştirmek ancak Zilanlarda dile gelen hakikati anlamak ve ona yol almaktan geçer. Onurlu bir barışın ancak büyük bir savaştan, mücadeleden geçtiğinin somut ifadesi olan Zilan yoldaş, aynı zamanda özgürlük yolunda başarılı kadın duruşudur. Bu duruş Sara yoldaşta zirveleşen özgürlük duruşudur” denildi.  Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı demokratik çözüm sürecinden duydukları coşkuyu dile getiren KJB, sürecin karşı karşıya bulunduğu risklere de dikkat çekerek, “Paris Katliamı’nın hesabını, Saralaşarak sorma sözünü yeniliyoruz” ifadesine yer verdi.
Mesajda son olarak, “Zilanların ve Saraların büyük özgürlük çizgisi temelinde bu yılı kadın baharlaşması ile halkların baharlaşmasına dönüştürelim. Bu inanç ve kararlılıkla, özgürlük tutkunu tüm kadınları içinde bulunduğumuz Tarihin Özgürlük An’ına sahip çıkmaya ve bu temelde mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz” denildi.

SOZDAR DÊRSİM/EVÎN AKSOY / M. ZAHİT EKİNCİ/DORTMUND


1038


YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazı Boyutu:12 14 16 18