Feminist sinema Londra’daydı

Londra’da gerçekleştirilen 1. Feminist Film Festivali’nde, kadın sinemacıların filmleri gösterildi. Kadın sinemacılar için ortak bir platform yaratmayı amaçlayan festivalde, kadınlara yönelik baskılar da tartışıldı.

03 Aralık 2012 Pazartesi | Kültür-Sanat

İngiltere’nin başkenti Londra’da 1. Londra Feminist Film Festivali, 29 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirildi.
Festival, Hackney Picturehouse’da, Myriam Fougère’in „Lesbiana - Bir Paralel Devrim“ isimli belgeselinin İngiltere prömiyeri ile açıldı. Yönetmen tarafından çekilen arşiv görüntüleri ve bugünkü röportajları içeren Lesbiana, 1970’lerin Feminist Hareketi dışında doğan ve 1980 yılında Kanada, ABD ve Avrupa’nın yanı sıra İsrail ve Japonya’da yaygın olan lezbiyen kültürünü anlatıyor. Filmde kadın merkezli farklı bir yaşamı yaratmaya çalışan dönemin bazı önemli isimleri, aktivistler, yazarlar, düşünürler, öğretmenler, marangozlar ve hemşireler konuşuyor.

Kadın merkezli yaşam

Film gösterimi ardından, insan hakları aktivisti Femi Otitoju moderatörlüğünde yapılan panele Kanada’dan gelen filmin yönetmeni Myriam Fougère, Linda Bellos ve Julia Long konuşmacı olarak katıldı. Yönetmen Fougère filme ilişkin şunları belirtti: „Sivil haklar, savaş karşıtı ve feminist hareketlerin hemen ardından, hem bireysel hem de politik açıdan modern feminizmin çehresini değiştiren, çığır açıcı bir aktivizm dalgası ortaya çıktı. Bu gizli hareket, basit ama radikal bir düşünce üzerine oturtulmuştu; tamamen kadın merkezli yeni bir yaşam şekli yaratmak. Bu değişim ve dönüşüm dönemi yaklaşık on beş yıl sürdü. ‘Bir Paralel Devrim’ tarihte lezbiyen hareketinin en güçlü ve en parlak dönemini yaşadığı zaman diliminin eşsiz bir belgesi niteliğindedir.“
Yönetmen Myriam Fougère, filmin 1-9 Mayıs 2013 tarihlerinde İsviçre’nin Zürih kentinde yapılacak olan Pembe Elma Film Festivali’nde de gösterileceğini belirtti. Feminist Festival’in ilk günü, Violet Noise müzik grubunun sahne aldığı gece açılış partisi ile sona erdi.


İlk kadın yönetmenin filmi 30. yılında
30 Kasım Cuma, yani festivalin ikinci gününde „Sessizliğin Sorusu - A Question of Silence“ adlı film gösterildi. Bu, aynı zamanda filmin 30. yıldönümü gösterimiydi. 1996 yılında ‘En İyi Yabancı Film’ dalında Oscar kazanan ve ilk kadın yönetmen Marleen Gorris tarafından çekilen 1982-Hollanda yapımı film, İngilizce altyazı ile izlendi. Film daha önce birbiriyle hiç karşılaşmamış fakat birlikte spontane şekilde butik sahibi bir erkeği öldüren bir grup kadın ile ilgili. Film boyunca, onların akıl sağlığını tespit etmeye çalışan bir kriminal psikiyatristin kadınlar ile gerçekleştirdiği mülakatları, şaşırtıcı olayların yaşandığı mahkemedeki yargılama sürecini takip ediyor.
Gösterim ardından, İngiliz Film Enstitüsü’nden festival yapımcısı Helen DeWitt, feminist aktivist Elaine Hutton ve yönetmen Carol Morley’in konuşmacı olduğu bir panel düzenlendi. Panelde ilk sözü alan feminist aktivist Hutton, filmin kadınların ataerkillik altında yaşadığı ortak baskıyı ve bunun etkilerini anlattığını söyledi. Yönetmen Carol Morley filmi „politik, feminist ve ayrılıkçı“ olarak nitelendirirken, festival yapımcısı Helen DeWitt filmde her sınıf, toplum, renk ve yaştaki kadının ataerkillik altında aynı düzeyde ezildiği ve buna karşısında kadın dayanışmasının çok önemli olduğu mesajını iyi görmek gerektiğini vurguladı.

Politik feminist filmler bir ihtiyaç

Londra Feminist Film Festivali’nin üçüncü günü yani 1 Aralık Cumartesi günü panelle başladı. Sanat ve kültür, toplumsal adalet, insan hakları ve uluslararası ilişkiler konularında uzman, yazar, eleştirmen ve yayıncı Bidisha moderatörlüğünde gerçekleşen panele, gösterimi yapılan tüm filmlerin yönetmenleri katıldı. Bir ilk olması itibariyle festivalin önemine değinilen panelde, kadın yönetmenlerin ortak vurgusu, politik feminist filmlerin büyük ihtiyaç olduğuydu. Panelde söz alan yönetmenlerin çoğu, politik feminist filmlerin ataerkil baskı altında yaşayan her kesimden kadında farkındalık yaratma bakımından en büyük araçlardan biri olduğunu ifade etti.
Panel ardından, sırayla gösterimleri gerçekleşen kısa filmler; 2011 Senegal yapımı ‘Taxi Sister-Taksi Kızkardeş’, 2011 Arjantin yapımı ‘As a Warrior - Savaşçı Olarak’, 2010 İngiltere ve Çin yapımı ‘Seating Code -Koltuk Kodu’, 2010 İngiltere ve Hindistan yapımı ‘Sari Stories-Sari Hikayeleri’ büyük ilgi ile izlendi.

Kısalarda kadın hikayeleri

Theresa Traore Dahlberg’in yönettiği açılış filmi Taxi Sister, kadın girişimciliğini teşvik etmek amacıyla Senegal hükümeti tarafından başlatılan Taksi Kızkardeş projesine dayanan bir belgesel. Film boyunca Senegal’deki 15 bin erkek taksi sürücüsü ile karşılaştırıldığında sadece 15 kadın taksi sürücüsünden biri olan Boury’nin toplumun bakış açısı ve kadınların beklentileri arasındaki yaşamını gözlemliyoruz. İkinci film, Nadia Benedicto’nun yönettiği  ‘As a Warrior-Savaşçı Olarak’ drama filmi ise kendindeki gücü keşfeden bir kadın ile ilgili. Bir sonraki Hong Yane Wang’ın 3 dakikalık filmi ‘Seating Code- Koltuk Kodu’, film endüstrisindeki cinsiyetçiliğe atıfta bulunuyor. Film, Çin’de kadının, bir film setinde kamera önüne geçmesini kötü şans gören mit ile ilgili. Kısa filmler oturumu Sue Sudbury’nin filmi ‘Sari Hikayeleri’ gösterimi ile sona erdi. Sudbury, Hindistan’ın kırsal bölgelerinde film yapmak için eğitim gören dört kadını çekiyor. Onları, günlük yaşamlarını ve ataerkil ortamda kadın olarak yetişmenin sorunları hakkındaki sohbetlerini belgelerken izliyoruz. Çalışma, medyada kadınların seslerini daha fazla duyurma zorunluluğunu hatırlatıyor.
Kısa film oturumu ardından festivalin üçüncü günü yaratıcı yazma deneyimlerinin İngiltere’deki kadın mahkumların üzerindeki pozitif etkisini gösteren ‘Beautiful Sentence-Güzel Cümle’ gösterildi. Daha sonra Kuzey Gana’da ‘cadılar’ için yapılan bir kampta yaşamaya mahkum edilen bir kadınlar topluluğu ile ilgili ödüllü ‘The Witches of Gambaga-Gambaga’nın Cadıları’ ve Afro-Amerikan lezbiyen feminist şair ve aktivist Audre Lorde ve onun Afro-Alman hareketine katkısı ile ilgili ‘Audre Lorde-The Berlin Years 1984 to 1992’ uzun metrajlı belgesel filmleri ile devam etti.

Kadın sinemacılar için platform


Gazetemize konuşan Feminist Festival Direktörü Anna Read, festivali, kadın sinemacılar için bir platform oluşturmak ve feminist kültürü yaymak amacıyla yaptıklarını söyledi. Read, devamla şunları söyledi: „Festivalde kadınlar ve feminist konular hakkında filmler gösteriyoruz. İnsanlar feminist konular hakkında daha fazla konuşsunlar ve feminizmi ana gündemlerinden biri haline getirsinler istedim. Yine, filmlerde ele alınan konuları tartıştığımız paneller festivalin önemli bir parçası oldu. Ayrıca her ne şekilde olursa olsun insanları feminizm içinde yer almaya teşvik etmek ve kadınlarda kızkardeşlik duygusunu yaratmaya çalışmak istedim. Reaksiyonlar oldukça pozitif oldu. Gösterimlerin çoğunda boş sandalye kalmadı, canlı ve hayranlık yaratan tartışmalara tanık olduk. Gelecek yıl daha fazla ‘feminist klasikleri’ göstermek ve festivali daha iyi yapmak istiyorum.“

SUNA KÖSE/LONDRA


1405

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA