20 Eylül 2014 Cumartesi
 
Ana Sayfa Toplum-Yaşam
08 Ağustos 2012 Çarşamba

İsyanların merkezi: Nehri Köyü

Şemzînan İlçesi’ne bağlı Nehri Köyü, yüzyıllardır Kürtlerin yürüttüğü bütün isyanların merkezi oldu. Celadet Bedirxan, Seyid Ubeydullah Nehri, Şeyh Sait isyanlarına tanık olan bölge halkı, bu denli uzun süreli bir çatışmaya ilk kez tanık olduklarını belirtiyor.

Colemêrg’in Şemzînan İlçesi’nde 23 Temmuz tarihinde HPG’lilerin Nehri (Bağlar) Köyü’nün Navrezan ve Rubunis mezralarında yaptıkları yol kontrolünün ardından başlayan çatışmalar devam ediyor. 75 kilometrelik alanda yer alan Nehri Köyü, tarihte birçok isyana öncülük yaptı. Şemzînan-Derecik arasında 150 köy arasında bulunan Nehri Köyü, Güney Kürdistan’a yakın olduğu için bu bölgede gerçekleştirilen politikaların da etkisinde kaldı. Bölgenin en eski yerleşim alanı olan köy, eski Şemzînan diye biliniyor. Cumhuriyet dönemine kadar bölgenin merkezi olan Nehri’nin medreseleri, içinde adalet sarayı, cezaevi, cami ve idare binaları bulunurken, şimdi ise harabe olan kalıntılarıyla tarihe tanıklık yapıyor.

Kürt isyanlarının merkezi Nehri

1840’lı yıllarda, Botan Beyi olan Celadet Bedirxan’ın Osmanlı devletine karşı başkaldırısına aktif katılmış bir kent. O dönem Bedirxan isyanına katılmak için Nehri bölgesi, askeri eğitim alanı, savaşa hazırlanan askerlerin savaş sahasına aktarıldığı ve lojistik desteğin sağlandığı merkezlerdendi. 7 yıl süren isyan, Botan Beyi Bedirxan’ın yeğeni Yezdanşer’in ihanetiyle bastırılır, Bedirxan Bey ve ailesi, Malta’ya sürgün edilir. Bedirxan Bey isyanına destek veren yörelerdeki beyler ve şeyhler gibi Nehri şeyhleri de sürgün edilir. Nehri kenti tahrip edilerek yıllarca ambargoya maruz bırakılır ve tüm sürgünlere rağmen Nehri asi kişiliğinden taviz vermez. 1920 tarihinde Rus işgaline uğrayan ilçe, Seyit Ubeydullah Nehri öncülüğünde Rus işgaline karşı direnir ve kenti geri alır. 1925 tarihinde gelindiğinde ise Şeyh Sait isyanına tanıklık yapar. Seyit Ubeydullah Nehri öncülüğünde gerçekleştirilen isyana aktif katılan ilçe, isyanın bastırılmasının ardından isyanın öncüleri Şeyh Sait ve arkadaşları 1925 yılında Amed Dağkapı Meydanı’nda idam edilir.

Baskılara rağmen kültürlerini yaşattı
Seyid Ubeydullah Nehri ve arkadaşları, dönemin hükümetiyle görüşme talebiyle İstanbul’a çağrılır. İstanbul’a giden ve tutuklanan Seyit Ubeydullah Nehri ve arkadaşları burada idam edilir. Böylelikle Nehri bölgesi bir kez daha öncüsüz ve lidersiz kalır. İsyana destek veren tüm aileler tutuklanır ve çeşitli yerlere sürgüne gönderilir. Kent merkezi olan Nehri şehri, tüm isyanlardan sonra liderlerinin idam edilmesi ve sürgünlere rağmen kültüründen, kimliğinden ve özgürlüğünden taviz vermediği için o dönemden sonra kent merkezinin yeri değiştirilerek bugünkü Şemzînan’a taşınır. Bu şekilde buradaki isyancı ruh tümden bitirmek istenir. Kent boşaltılmadan önce nüfusu 20 bin iken, şimdi 12 hane ve toplam 103 nüfusa sahip. Osmanlı’dan bu yana isyancı kişiliği bastırılamayan Nehri bölgesi her ne kadar boşaltıldıysa da Kürt kimliğinden, kültüründen ve özgürlükçü ruhundan taviz vermeyerek bugünlere geldi. Kendi kültürel giyim kuşamından taviz vermeyen bölgede, dilini, yiyecek kültürünü, yine kapitalizmin tüm bireyci yaşamı dayatmasına karşın hala çok bariz görünen komünal yaşam varlığını sürdürüyor.


Kentin güzellikleri yok oluyor
Bölge halkı misafir ağırlama kültüründen, yaptıkları evlerde misafirler için hazırladıkları odalara ve sundukları ikramlara kadar yaşattığı kültüründen taviz vermiyor. Yine doğaya karşı büyük bir duyarlılık gösteren halk, tarihi yüzyıllara dayanan ceviz ağaçları, çeşitli meyveleri ile adeta üretim merkezi halindedir. Üzüm, tütün, bal gibi üretim ürünleri dışında tarihi yerleriyle de bilinen kentte çeşitli kalıntılar ve şifalı balık tesisleriyse hala gezilen önemli yerlerden biri. Yıllardır devletlerin uyguladığı savaş politikalarından ötürü kentin birçok güzellikleri tahrip edilmiş ve yok olmayla baş başa bırakıldı. 


Kürtlerin ‘son ve en büyük isyanı’

Çok verimli toprakları olan bölge her süreçte şiddetli çatışmalara tanık olmuş ve 1990’lı yılarda şiddetlenen çatışmalarda birçok yerde olduğu gibi bu bölgede de koruculuk dayatıldı. Bütün dayatmalara ve baskılara rağmen bölgede çok az hane koruculuğu kabul etmiş. „Birçok insan yılardır bu bölgede çok acılar çekti, çok insan yaşamını yitirdi, biz içinde olsak da olmasak da, bu mücadele haklıdır. Bu halk özgürlüğünü istemekte haklıdır“ diyen yöre halkı, 23 Temmuz tarihinde başlayan çatışmaların da tanığı. Nehri Köyü’nün isyancı tepesi olarak tanınan Gevriyazini Tepesi’nde HPG’lilerin kontrolünden sonra bölge halkı yaşananları, „Biz yılardır bu bölgede çok çatışmalar gördük. Ama ilk defa bu kadar uzun süreli şiddetli çatışmaların yaşandığına tanık olduk“ sözleriyle şaşkınlıklarını dile getiriyor. HPG’lilerin 15 günü aşkındır sürdürdüğü çatışmalarda artık bölge halkının da hayranlığını kazanmış ve „Kürtlerin son ve en büyük isyanı„ olarak değerlendiriliyor.

Önderlerinden koparılan halkın öfkesi
„Savaşın 35 yıllık mücadelesinin en çetin dönemlerinin yaşandığı bu süreçte devlet bölge halkına ekonomik ambargoyu resmen meşrulaştırılmıştır“ diyen köylüler, özellikle Ramazan ayında günde yüzlerce kişinin ziyaret ettiği türbeler ile yüzlerce yıllık mezarların ziyaretinin engellendiğini belirtiyor. Bölgeye giriş çıkışların yasaklanmasıyla bölge halkı açlık sınırına gelirken, köyde bulunan şifalı balık tesislerinde yaklaşık 4 bin alabalık yemsizlik nedeniyle yok olmayla yüz yüze. Tesis sahibi Nevzat Çiftçi, bölgeye giriş ve çıkışlara izin verilmemesi halinde 100 kişinin ekmek kapısı olan tesisin yok olacağı uyarısı yaptı. Çiftçi, „Sorunun biran önce çözümü için Abdullah Öcalan’la şartsız diyaloga başlanmalı. Önder olarak halkın kabul ettiği bu insanın bir yıl boyunca tecrit edilmesini bu halk kabul etmeyecektir. Son günlerde yayılan çatışma ve savaş ortamı önderlerinden koparılan halkın korkunç öfkesidir“ dedi.

SAMİ YILMAZ 
/ DİHA/COLEMÊRG


667


YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazı Boyutu:12 14 16 18