20 Nisan 2014 Pazar
 
Ana Sayfa Kültür-Sanat
20 Haziran 2012 Çarşamba

Erbane ruhu iyileştirir

25 kişilik bir gruba erbane eğitimi veren sanatçı Sosin, unutulmaya yüz tutmuş bu sanatı yeniden canlandırmak için çaba verdiğini belirtiyor. Erbanenin özelliklerini anlatan Sosin, ilaçtan daha etkili bir alet olduğunu ve insan ruhunun derinliklerine ulaşabildiğini anlatıyor.

Sanat yaşamında birçok müzik enstürmanını yetkince kullanabilen sanatçı Sosin, ‘Erbaneyi bir hastalık gibi yaymak istiyorum’ diyor. Sosin, erbaneyi düzenlediği kurslarda sevdiriyor ve geniş bir kadın grubu ile Kürdistani etkinliklerde yer alıyor. Erbaneye Avrupalı müzisyenleri ilgi gösterdiğini vurgulayan Sosin, erbanenin asaletini şu şekilde özetliyor: „O eğer gücün yoksa beni çalma diyor.“ 16 yıldan bu yana erbane çalan Sosin ile sanata bakış açısı ve çalışmaları hakkında görüştük…

Birçok enstürmanı çalabiliyorsunuz saz, mey, piyano vs. gibi… Ancak erbane kursu veriyorsunuz? Erbanenin ne gibi bir etkisi var sizin üzerinizde?
Hem müzik hem de sanat açısından bakıldığında bu enstrümanın rengi ve sesi kaybolmayla yüz yüze. Çok eski ve kadim bir enstrümandır. Bu aletin en etkin ve iyi kullanıldığı yer İran’dır. Ama tarihin derinliklerine inersek, asıl anlamda Zerdüştler zamanında yani islamiyetten önce Kürtler, ateşler yakarak özellikle kadınlar bu ateşin etrafında halay çekerlerdi. Bu enstrümanın hem eski hem de öyle çok sesli ve renkli olduğunu anladığımda, yenilik adı altında bir şeyler yapmak istedim. Gerçekten 5. yüzyıldan önce varolan ve şu an unutulmanın eşiğinde bir alet. Kendi kendime, keşke bu enstrümanı yeniden ilgi odağı yapıp, yenileyebilsem diyordum. Bu amaç ve hayalle bu kursları başlattım. Kendim de bu enstrümanı 16 yıldır çalıyorum.

Kurslara ilgi nasıl?
Şimdi üniversitelerde ders verme aşamasına geldim, öğrencilere ders veriyorum. Aynı zamanda Köln ve Kadın Buluşma Merkezi UTAMARA’da da ders veriyorum. Farklı bir çok yerden de talepler var. Bremen, Den Haag gibi... Uzak olduğu ve şu an durumum elvermediği için biraz arka planda tutuyorum şimdilik. Yani özce şunu söyleyebilirim; öyle bir aşamaya gelindi ki artık erbanenin ses ve ritmi çok ilgi çekiyor. Bunun için de talepler çok. Bunu daha da yaygınlaştırmak istiyorum.

Peki Kürtlerin dışında diğer halkların da ilgisi var mı?

Avrupalılarda erbane yok ve tanımıyorlar da. Birçok yabancı müzisyen ve Alman ile biraraya geldiğimizde gerçekten erbaneyi tanımak ve anlamak istediklerini söylüyorlar. Bir Alman gitarist profesyonel orkestrada yer alıyor, benim erbanem ile onlara katılmam için teklifte bulundu. O yönlü de talep var diyebilirim.

Erbaneyi diğer aletlerden farklı kılan özelliklerinden bahseder misin?

Erbane çok asildir. ‘Eğer gücün yoksa beni çalma’ diyor. Eğer o gücün yoksa, ruhsal açıdan enerjik olmayıp ve hayallerini onunla birleştirmezsen, o seni kabul etmez. Hem estetiktir, hem nazik hem de asildir. Aslına bakıldığında kadının rengidir ve kadını tanımlıyor. Mesela şeklini un eleğinden (bêjing ve moxil) almıştır. Doğaya bağlı ve yaratıcı olanlar bunu kullanmıştır. Bu da kadının doğasında vardır. Özelliklerine ve farkındalıklarına gelirsek, değişik çalma şekilleri vardır. Mesela etrafında halkacıklar var, ritimler eşliğinde 10’a yakın versiyonla çalınabiliniyor. O halkacıkların sesi, insanı yüreğin derinliklerine götürüyor. Çalarken bunları hissetmeniz lazım. Farklı bir yanı daha; stresli anlarda, üzgün ve kederli anlarda ve hatta keyifli anlarda can arkadaşınız oluyor. Öfkeli ve kızgın anlarda çok sertçe vurup, bütün öfkenizi bırakabiliyor ve rahatlayabiliyorsunuz. Kederli anlarınızda ruhun derinliklerine inip kederinizi paylaşıyor ve mutluluğunuzu da aynı şekilde. İlaçtan daha etkili ve yararlıdır diyebilirim.
Başka bir özelliği de, 5/8 ve 10/8 ritminin olması. Avrupalılarda bu yoktur. Bu ritim sadece Ortadoğu’da var. Avrupalılar bu ritimleri kullanmıyor. Bu iki ritimden dolayı da çok ilgi çekiyor ve kulağa da çok hoş geliyor. Başka bir özelliği ise, erbaneyi profesyonel bir şekilde çaldığında irade dışı kendinden geçiyorsun. O ritmin derinliğine iniyorsun. Çünkü çok etkileyicidir. Çalarken bedenin üst kısmı vuruşlarla beraber ritim tutar. Onun için de çok enerji sarf eden bir alettir. Seninle barış yapabilmesi için, çok emek harcaman gerek. Her enstrüman kendince emek ister ama ben bunun dışında birçok enstrüman çaldığım için, erbaneyi hepsinden ayrı ve farklı tutuyorum. Erbaneyi bir hastalık gibi yaymak istiyorum. Çok az kişi var bu aleti çalan. Çok ilginç bir alettir. Acı olan da bu aletin unutulmayla yüze yüze kalıyor olması. Benim de amacım bu unutulmuşu yenileyip yaygınlaştırmak. 


Bu unutulmayı neye bağlıyorsun?
Bu unutulmuşlukta tabii ki İslam adına yapılan gericilik, erkek zihniyetin rolü büyük. Zerdüşlük döneminde kadınlar çalıyordu ama islamiyet geldikten sonra birçok şey kadına yasaklandı. Sanat alanından, erbane çalma ve daha birçok şey... İslamiyet döneminde Kaside-i bürde gibi camilerde, mevlütlerde çalınıyordu. Buralarda da erkekler rol sahibi olduğu için kadınların yeri yoktu. Dervişler, sofiler çalıyordu mesela. Ama biraz önce de söylediğim gibi asıl itibariyle kadını tanımlayan bir alettir ve kadının rengidir.

Hedefin ne?
Hedefim, 30 kişilik hatta bu sayının üstünde profesyonel bir grup kurmak. Şimdiye kadar 20-25 kişi olduk. Bunlardan 5’i erkek, diğerleri kadın. Çok az kişi var bu aleti çalan. Bu aleti Kürtler arasında sevdirip ve yangınlaştırmak istiyorum ve sonra da Avrupalılara tanıtmak. Bunu yaparken de kısa vadede böyle bir çalışma yaptım deyip bitirmek değil, bunun devamını getirmek istiyorum.

Çalışmalarda notalarla ders verdiğini gördüm...
Evet doğru, kursiyerleri notalarla çalıştırıyorum. Notalarla çalışmak tabii ki daha fazla vakit alıyor ama profesyonel olması konusunda çok titizim. Erbane perdeli bir enstrüman olmayışından notaları farklıdır. Solfejle değil bona ile çalınıyor. Yani melodiyle değil, ritimle... La ve do tonlarında çalınır. Her aletin kolay ve zor aşamaları vardır elbet. Erbanede de bu böyledir, biz de şimdi birinci aşamasındayız.


EVÎN AKSOY/KÖLN


1068


YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazı Boyutu:12 14 16 18