29 Eylül 2009
|
 | Doç.Dr. Haluk Gerger, Türkleri militarizm ve şovenizmden kurtarmak gerektiğini söyledi. Gerger, Ortadoğu halklarının, demokratikleşme ve katılım, modernleşme, kalkınma, tam bağımsızlık ve doğal kaynaklar üzerinde hakimiyet talep ettiklerini dile getirdi.
|
|
Amed’de devam eden Mezopotamya Sosyal Forumu (MSF) etkinlikleri kapsamında gün boyu “alternatif belediyecilik ve yerel yönetimler”, “çözümsüzlüğün adresi: Büyük Ortadoğu Projesi”, “savaş ve barış süreçlerinde kadın”, “savaşın yarattığı ekolojik kriz”, “burjuva eğitim sistemine karşı mücadele”, “suyun insan ve doğa karşıtı kullanımı ve bu konuda yürütülen mücadele deneyimleri” konulu paneller düzenlendi. Panellere DTP Milletvekili Aysel Tuğluk, Sevahir Bayındır, Yazar Haluk Gerger, Demir Küçükaydın’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi konşmacı olarak katıldı. Sümer Park’ta yapılan etkinlikler kapsamında düzenlenen “Çözümsüzlüğün adresi: Büyük Ortadoğu Projesi” konulu panelde Ortadoğu’da şiddet ve savaş politikaları masaya yatırıldı. DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, Yazar Demir Küçükaydın Gazeteci-Yazar Haluk Gerger, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nden Naser Kafarneh konuşmacı olarak katıldı. Açılış konuşmasını yapan Haluk Gerger, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) gelişimine ve amaçlarına dikkat çekti. İsrail ve Türkiye’nin politikaları itibariyle benzer olduğunu ifade eden Gerger, her iki devletin de şiddete dayalı bir yapısının olduğunu söyledi. Karl Marx’ın “Yahudileri önce Yahudilikten kurtarmak gerekiyor” sözünü hatırlatan Gerger, Türkleri de militarizm ve şovenizmden kurtarmak gerektiğini ifade ederek, İsrail ve Türkiye’nin benzer yönlerine dikkat çekti. Ortadoğu halklarının taleplerini ifade eden Gerger, taleplerin demokratikleşme ve katılım, modernleşme, kalkınma, tam bağımsızlık ve doğal kaynaklar üzerinde hakimiyet olduğunu söyledi. Bu taleplerin son derece meşru talepler olduğunu ifade eden Gerger, ABD’nin dün olduğu gibi bugün de bu talepleri kabul etmediğini ve saldırdığını kaydetti. ABD ve emperyalist devletlerin savaş yöntemlerini değerlendiren Gerger, “2. Dünya Savaşından sonra Ortadoğu’ya yönelen ABD, askeri yöntemlerin yanında, ikna edici yani yumuşak yöntemler kullanmaya başladı. Bu yöntemler, kültürel ve ekonomi gibi yöntemlerdir. ABD organik hakimiyet kurmak için halkın değerlerini kullanıyor. Organik hakimiyet Türkiye’deki duruma benziyor. Bu yöntem SSCB’nin füze denemesinden sonra sona eriyor. Bundan sonra ABD başka ülkeler üzerinden müdahale etmeye başladı. Burada Türkiye Truva atı ve tetikçi görevi aldı. Bunu Lübnan ve Beyrut’u vuran ABD’nin Türkiye’de İncirlik Üssü’nden kalkan uçakları vurmasıyla görebilir” dedi. Gerger, daha önce kullanılan organik hakimiyet ve askeri hakimiyetin Obama tarafından bir arada kullanıldığını söyledi.
‘Yıkıcılık erkek egemenlikli’
DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır ise Ortadoğu’daki gericiliğin ve yıkıcılığın 5 bin yıl önceden başladığını belirterek, bu yıkıcılığın nedeninin erkek egemenlikli sistem olduğunu ifade etti.
‘Ulusculuk reddedilmeli’
Yazar Demir Küçükaydın da Ortadoğu’daki temel sorunun ulusçuluk ve ulus devlet anlayışının olduğunu belirterek, PKK ve Öcalan’ın ulusculuk ile bir yere varamayacağını bildiğini ve bu projenin dünyadaki en sağlam proje olduğunu ifade etti. Daha sonra konuşan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nden Naser Kafarneh de Ortadoğu’da yaşanan sorunlar ve Filistin halkının verdiği mücadeleyi anlattı.
Savaş ekolojiyi yok ediyor
Forum kapsamında Türkiye Yeşiller Partisi tarafından “savaşın yarattığı ekolojik kriz” paneli düzenlendi. Burada konuşan Yeşiller Partisi Genel Başkanı Bilge Contepe, Kürt coğrafyasının dili, kültürü, doğası ve yaşayışı ile ekolojik bir yapıya sahip olduğunu vurgulayarak, devletin bu ekolojik yapıyı köyleri ve ormanları yakarak tahrip ettiğini vurguladı. Contepe, savaşın yarattığı tahribatın giderilmesi için tüm bölgede “barış ağaçları” dikilmesi gerektiğini söyledi. Yeşiller Partisi’nden Hüseyin Güngör ise askeri anlayışta doğal kaynakların stratejik unsurlar olduğunu ve ekolojik denge gözetilmeksizin güvenlik gerekçesi ile müdahale edilmeye açık olduğunu ifade ederek, dünyada gerilla mücadelesi veren güçlere karşı ABD gibi ülkelerin ekolojik dengeyi bozacak radyoaktif içeren silahlar kullandığına dikkat çekti. Savaşın doğa üzerinde yarattığı tahribatın yüzyıllardır süre gelen en belirgin örneğinin ormansızlaştırma olduğuna dikkat çeken Güngör, Roma İmparatoru Cesar’dan bu yana soğuk savaş yıllarında Afrika’da, Orta Amerika’da yaşanan gerilla savaşlarının tamamında ormansızlaştırma operasyonunun yürütüldüğüne dikkat çekti. Gerillaları saklayan ormanlardan kurtulmak fikrinin devletler için bir güvenlik stratejisi olarak benimsendiğini ifade eden Güngör, bölgede son 25 yıldır yaşanan çatışmalı ortamın da yarattığı tahribatın insani boyutunun çok üst seviyelerde olduğunu ifade etti.
Yerel yönetimler güçlendirilmeli
Forumda “alternatif belediyecilik ve yerel yönetimler” paneli de gerçekleşti. Moderatörlüğünü DTP Diyarbakır İl Başkanı Fırat Anlı’nın yaptığı panele, Barış ve Demokrasi Partisi Genel Başkanı Demir Çelik, Duhok Belediye Başkanı Şirvan Avdulvahit, eski Bağlar Belediye Başkanı Yurdusev Özsökmenler, Batman Belediye Başkanı Necdet Atalay katıldı. Burada konuşan Demir Çelik, Kürtlerin tarihi mağduriyetine rağmen yerel yönetimleri eline geçirdikten sonra, toplumun kendinden olmayan insanlara karşı bir baskı oluşturmadığını ve demokratik bir yönetim anlayışı sergilediğinin belirterek, “Devlet olgusu bugün tartışılmaya açılan bir aygıt ise bunun alternatifi yerel aygıtlardır. Bir başka tabirle yerel yönetimlerdir. Belediyeler devletin yereldeki temsilcileri değil, her tür rengin, dilin, kimliğin, kültürün kendini yönetime katığı, karar sürecine katan bir yönetim anlayışıdır. Bu yerel yönetim anlayışımızı özgür yerel yönetim anlayışı olarak tanımlıyoruz. Kürdistani bölgelerde demokratik konfederal bir örgütlenme yürüttüğümüzü belirtmek isterim” diye konuştu. Yerel yönetimlerde 1999’dan günümüze kadının rolü hakkında bilgi veren Yurdusev Özsökmenler ise, kadınların yerel yönetim mekanizmalarında daha aktif görev almaları için çalıştıklarını kaydetti. Batman Belediye Başkanı Necdet Atalay ise 1999 seçimlerinden önce belediye başkanlarının, halkın ihtiyaçları dışında belirlenen referanslarla belirlendiklerini söyleyerek, şöyle konuştu: “Bizim belediyecilik anlayışımızla beraber kentin daha demokratik bir biçimde yönetilmesini sağlıyoruz. Ve bu yönetim anlayışı ile beraber bu belediyeler ebediyen halkın belediyesi olarak kalacaktır.”
Su kaynakları özelleştirilemez
“Suyun insan ve doğa karşıtı kullanımı ve bu konuda yürütülen mücadele deneyimleri” başlıklı panele Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nden İpek Taşkın, Munzur Girişimi’nden Murat Polat, Suyuma Dokunma Kampanyası Girişimi’nden Ercan Ayboğa, Allianoi Girişimi’nden İffet Diller, Cizre Girişimi’nden Abdul Cabbar İğdi ve Hakkari Cilo Doğa Derneği’nden Halit Soydan konuşmacı olarak katıldı. Soydan, Zap Suyu üzerinde yapılması planlanan baraj girişimlerine dikkat çekti. Devletin baraj yapımlarını meşrulaştırmak için “size burada iş vereceğiz” vaadiyle kandırdığını belirterek iş vaatlerine rağmen karşı duruş sergileyen insanları da korucuları öne sürerek bastırmaya çalıştığını söyledi. Cizre Girişimi’nden Abdulcabbar İğdi ise, Şırnak ve Cizre bölgelerinde bulunan Dicle Nehri üzerinde yapılması planlanan Cizre Barajı’nın bölge halkını zorunlu göçe zorlayacağını belirtti. Geniş bir coğrafyaya hakim olan Kürt halkının barajlarla dar bir alana sıkıştırılmaya çalışıldığına dikkat çeken İğdi, barajla binlerce yıllık Kürt tarihinin sular altında bırakılacağını ifade etti. Dersim Girişimi üyelerinden Murat Polat da devletin Dersim’i sindirme politikasının en güçlü ayağının barajlar olacağını söyledi. Munzur Nehri üzerinde 18 baraj yapılacağının altını çizen Polat, devletin gerillanın geçiş güzergâhlarını kontrol altına almak istediğini söyledi.
Aanadilde eğitim vurgusu
MSF etkinlikleri kapsamında düzenlenen “burjuva eğitim sistemine karşı mücadele” panelinde bir araya gelen gençler, Türkiye’deki eğitim sisteminin ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülen ilişkisine dayandığını belirterek, anadilde eğitim ve burjuva eğitim sistemine karşı ortak mücadele çağrısında bulundu. Panele Mayısta Yaşam Kooperatifi, Anadolu’da Yaşam Kooperatifi, Esenyurt Kolektifi, YDG, DÜÖ-Der, Özgür Yaşam Eğitim ve Dayanışma Kooperatifi temsilcileri katıldı. Anadilde eğitimin olmamasının da eğitim sisteminde eşit olmayan bir durumu yarattığını dile getiren gençler, eğitim sisteminin farklı halklar üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıldığını söyledi.
DİHA/AMED
MSF’de ortak mücadele arayışı
Amed’de düzenlenen Mezopotamya Sosyal Forumu’na katılanlar hem sorunlarını tartışıyor hem de deneyimlerini aktararak küresel mücadelenin yol ve yöntemleri üzerinde duruyor. Eşitsizlik ve adaletsizliğe karşı Avrupa ve Ortadoğu’dan çok sayıda yazar, sanatçı, siyasetçi, sol ve sosyalist hareketler, eşcinseller, baskılanan etniseteler, doğa platformları, kadın ve gençlik hareketleri, anarşistler Amed’de yapılan Mezopotamya Sosyal Forumu’nda bir araya geldi. Forum, ilk iki günde yoğun tartışmalara konu oldu. MSF’ye Yeşiller Partisi’nden Bilge Contepe, yazar Haluk Gerger, Sosyalist Parti Genel Başkanı Sevim Belli, Yazar Mahir Sayın, İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, Antikapitalist bloktan Kerem Kabadayı, Agos gazetesinden Pakrat Estukya, Yazar Nazan Üstündağ, Avrupa’daki kadın hareketinden Ellen Jeadicke, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nden Naser Kafarneh, Boğaziçi Gösteri Sanatlar Topluluğu’ndan Taylan Tosun, Filistin Kadın Komitileri Birliği, İtalya COBAS’tan Pierro Bernocchi, Vicdani retçiler, Lilith kollektifi, Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi gibi kurumlar ve şahsiyetler katılarak, bir çok konuda tartışmalar yürüttü. Sümerpark’ta 6 salonda günde yaklaşık toplam 18 panel düzenlenirken, aynı anda farklı konu başlıklarında 6 panel düzenleniyor. MSF’de, su ve enerji savaşları, medya ve kadın, namus kavramı, ekolojik kriz, Mezopotamya’da baskılanan ve yok sayılan kimlikler, cezaevleri, emperyalist küreselleşmenin çıkmazı ve alternatifler, Büyük Ortadoğu Projesi, savaşın yarattığı ekolojik kriz, Demokratik Konfederalizm, Ortadoğu’daki işçi hareketleri ve sendikalar ve anti ırkçı mücadeleler konuları tartışıldı.
Gençler tüm sorunları tartışıyor
MSF ekseninde Sümerpark’ta kurulan Uluslarası Amed Sınırsızlar Kampı’nda da özellikle gençlerin yoğun tartışmalarına sahne oldu. Feminizmden demokratik konfederalizme, anarşizme, eşcinsellerin yaşadığı sorunlara, kadın sorunları, kapitalist modernite ve gençlik, demokratik ekolojik toplum, ernenasyonalizm gibi konular tartışıldı. 28 Mart 2006’da yaşanan olayları anlatan “İsyanın Diyar- Bekiri” adlı belgesel, antimilitarizm konulu atölye, Zapatistaların Chipas’taki direnişini konu alan belgesel gibi kültürel ve sosyal etkinlikler düzenlendi.
Çeşitli standlar kuruldu
MSF’ye 70 yaşındaki Kürt annesinden 7 yaşındaki çocuklara kadar herkes katılarak bu tartışmaları hem izledi hem de konu başlıklarını düşünceleri ile zengileştirdi. Yine MSF’nin yapıldığı alanda, Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Munzur Barajlarına Karşı Platformu, Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi, Aram Yayıncılık, Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu, Heviya Jine, Lis, Evrensel ve Demokratik Özgür Kadın Hareketi tarafından standlar kurulurken, GAP Belediyeler Birliği ve DTP’li belediyeler de yerel yönetim deneyimlerini anlatan kitapçıkların bulunduğu standlar kurdu. Standlarda, kooperatiflerin kendi üretimleri ile ortaya çıkardıkları ürünler hem sergilendi hem de satışa sunuldu. Ortadoğu’da ilk defa kapitalist moderniteye karşı bu kadar yoğun bir tartışma ortamı oluşurken, Filistin, Rusya, Lübnan, Irak, İtalya, Fransa, Avusturya, Almanya, Belçika gibi ülkelerden gelen katılımcılar birbirlerine kurumsal yapılarını da aktararak deneyimlerinden faydalandı.
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
|
|