Anasayfam yap | Sık kullanılanlara ekle 
  Ana sayfa  Haber  Kültür-Sanat  Kadın  Kurdî  Toplum-Yaşam  Dizi  Forum  Avrupa  PolitikArt  Yazarlar  Arşiv  İlan-Reklam  İletişim  Künye  RSS 
      Birinci Sayfa
PolitikArt
Yeni_Özgür_Politika
» NUSRET YILDIZ*: HÜCRE
»editörden
»CENGİZ KAPMAZ: İmralı özel rehine rejimidir
»EREN KESKİN*: Tecrit insanlık suçudur
»NESİM TURHAN: İmaj mühendisleri ve iktidar blokları…
»SAFA KAÇMAZ: Bir yönetim merkezi olarak tapınak
»ÇETİN ORANER: AVATAR filmini izlediniz mi?
»MEHMET SÖĞÜT: Solan Renkler
»DILZAR DİLOK: Kör eden ve kirleten
»GÜN ZİLELİ: Devlet: Kolektif kapitalist
»HECİ ÇAKI:Çöldeki Deniz
»RAHMİ YAĞMUR: Fatma İsa’nın ardından
»RAGIP ZARAKOLU: Duvardaki Sarmaşık gibi Yaşama Sarılmak
»Enver Polat (Selçuk Şahan): Bir yudum özgürlük
Günün Çok Okunanları
 • Qilaban’da yargısız infaz
 • Gerillanın kırmızı çizgileri: Önderlik, halk ve gerilla
 • AKP’nin Kur’an sahtekarlığı
 • ‘Açılım’ olsaydı panel olmazdı
 • Bremen’de demokratik halklar şenliği
 • İran’dan hamle üzerine hamle!
 • BDP’yi tarayan 3 kişi gözaltında
 • İmza Çiçek’e ait
 • Bayrak 38 Katliamı’nı anlattı
 • BDP’li Kurtulan Medine’yi sordu
FORUM
»RAGIP ZARAKOLU: Uzak-yakın ülkeden gelen mektup
»CELALETTİN CAN: Mill güvenlik siyaset belgesi ve “iç düşman”
»FERHAT TUNÇ: Yaşadığımız ülkenin farkında olmak!
»VEYSİ SARISÖZEN: Tekel direnişi ve “sol seçenek”
»ALİ ERDOĞAN: Çağdaş demokrasiye ne zaman geçeceğiz?
»AYHAN BİLGEN: Amerikan çuvalı ile ödeşme planları
»FUAT KAV: ‘Dört adım üç ilke’
 


02 Aralik 2006
Çağdaş İrlanda edebiyatının, şiir katından nobel edebiyat ödüllü, yaşayan en önemli şairi Seamus Heaney, ‘Yer Duygusu’ adlı denemesinde, bir yeri tanımanın ve o yeri ruhumuzda sevgi ve sadakatle yaşatmanın birbiriyle uzlaşmaz gibi görünen iki farklı yolu olduğunu söyler; biri yaşayarak bilinç dışı edinilmiş, diğeriyse öğrenerek bilince işlenmiş iki çelişik yol.


 İlgili Başlıklar
 » AHMET SONER: 25 yıl sonra
 » AHMET TELLİ: Kayıp Adresteki....
 » portre: Ahmet Kaya
 » Yusuf Hayaloğlu: Ahmet Kaya benim mikrofonumdu


İçine doğup büyüdüğümüz büyük ulusal ve dilsel manzaranın yalın coğrafik bilgisi, kaçınılmaz olarak çocukluk anılarımızın kayıp bir sesi ya da çok eski bir görüntüyü olduğundan daha yakın ya da ulaşması imkansız bir uzaklıkmış gibi gösteren naif prizmasından geçerek ulaşır bilincimizin görsel katmanlarına, biz farkında olmadan.

Mekan duygumuz bu anlamıyla hayal ve hakikat sarkacı arasında gidip gelen çarpıtılmış bir yer algısının mayhoş edasıyla biçimlenmeye daha yatkındır. Bu yüzden olsa gerek, bir yere ve bir zamana ilişkin deneyimlerimizin yaşadığımız anla nesnel bağı, aidiyet ile mahrumiyet duygusu arasında gerilmiş tekinsiz bir ipin tatlı huzursuzluğunu andırması.

Evet, özgül bir yere ve bilinç dışı yetilerimizin biricikleştirdiği başka bir zamana ait olmasaydık, keder, acı ve özlem duyularımızın kültürel kaynakları büyük ölçüde ortadan kalkardı belki de.

Sosyolojik, kültürel ya da siyasal bir kategori olarak adına ‘bireysel kimlik’ dediğimiz karmaşık yekun, sanıldığının aksine, kişinin yaşadığı ana ve özbenliğine atfettiği güncel ve kurmaca bir performanstan çok, mistik ve yitirilmiş bir mekan algısının kendini durmadan yineleyen bilinç dışı suretinde son biçimini bulur çoğu zaman.

Bundan birkaç yıl önce, küçük ölçekli idari haritalarda adı artık ‘Esen Tepe’ olarak geçen ama benim ruh ve bilinç haritamda sonsuza dek ‘Beruka’ sözcüğüyle yaşayacak olan doğduğum köye; büyük annemin dişi bir kalebent gibi yaşamını, dilini ve değerlerini hasetle koruduğu o kayıp ülkeye kasten ve zamansız bir ziyarette bulunmuştum.

Dolmuştan inip, köyü şehirler arası asfalt yola bağlayan daracık şose yola girdiğimde akşam uçsuz bucaksız ovayı çevreleyen bodur tepelerin gerisine çökmek üzereydi. Ve kerpiç köy evlerinin batıya bakan pencerelerinin kırık dökük camları yakut bir kızıllıkla tutuşuyordu sanki.

Batman’ın Reşkota düzlüğüne gelişi güzel serpilmiş irili ufaklı Kürt köylerinden biri olan bu incitilmiş cennetin uzak bir loşluğa yerleşen dingin silüeti, ilk halinden hiçbir şey kaybetmeden belleğimin en havadar katında olduğu gibi duruyordu, diyebilirim.

Kıvrılarak uzayıp giden şose yolu kat edip köye vardığımda, belleğimde olduğu gibi duran ve yaşamım boyunca sevgi ve sadakatle korumaya çalıştığım şeylerin, zamanın ve hayatın yıkıcı hükmünden kurtulma yeteneklerinin ne denli gelişmiş olduğunu biraz hayret, biraz da hayranlıkla fark edecektim.

Büyük annemin yanık süt, kesif çıra ve taze tütün yaprağı kokan kocamış evinin nadide aksesuarları; Halep işi kilimler, gelinlik kızların işlediği alacalı etaminler, fosfor yeşili türbe bezleri ve hürmet edilen alim ve azizlerin çerçevelenmiş resimleri asılı durdukları beyaz kireç badanalı duvarlarda, suskun yaşamlarını sürdürüyorlardı hiç solmadan.

Evin doğuya bakan penceresinden görünen Kaniya Xatike ise kurumayan kaynağıyla çevresine hayat suyu dağıtmaya devam ediyordu. Ve büyük babamın ölümünden hemen sonra sulara ve çayırlara küsüp ardından giden boz atımız Deko’nun ayak izleri, o sert patikadan silinmemişti galiba.

Onca farklı şehir, onca kırgın deneyim ve hoyratça akıp giden onca yılın ardından değişmeyen mekan, insan ve zaman algım, bilinçdışı ve ilkel bir şöleni yaşatıyordu bana.

Fiyakalı bir kimlik edinmek için terk ettiğim o sonsuz kırların yer duygusu, gittiğim her şehirde bireysel kimliğimin en alımlı yanı oluvermiş, ben farkında olmadan.

Gözlerimizi şu acınası dünyaya açtığımız ve bir daha dönemeyeceğimiz o uzak yerler, mekan algımızın zalim hükümranlarıdır aslında. Çünkü ‘bilinç’, çoğu zaman haylaz bir çocuğa özenen ‘bilinç-dışı’na söz geçiremiyor...

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
Okunma: 1452 Yazdır
 Diğer Haberler
 • editörden
 • NUSRET YILDIZ*: HÜCRE
 • CENGİZ KAPMAZ: İmralı özel rehine rejimidir
 • EREN KESKİN*: Tecrit insanlık suçudur
 • NESİM TURHAN: İmaj mühendisleri ve iktidar blokları…
 • SAFA KAÇMAZ: Bir yönetim merkezi olarak tapınak
 • ÇETİN ORANER: AVATAR filmini izlediniz mi?
 • MEHMET SÖĞÜT: Solan Renkler
 • DILZAR DİLOK: Kör eden ve kirleten
 • GÜN ZİLELİ: Devlet: Kolektif kapitalist
 
ÖMER LEVENTOĞLU
„Taş atan çocuklar“ pedagojisi
İMAM CANPOLAT
İnkarcı yaklaşımdan ayrımcı politikaya!
MUSTAFA KARASU
Özel savaşı derinleştirme açılımı
SAMI TAN
Ewrên reş li ser serê me digerin
SİBER SARIGÜL
Sol mu bitti CHP mi?
Dr. IŞIK İŞCANLI
Selahattin Demirtaş ve Yılmaz Erdoğan
CEMÎL BAYIK
Divê deklerasyona KCK’ê baş bê nirxandin
KEMAL ORGUN
Tarihsel bilinç ve Kürt sanatçısı
XWE METİN AYÇİÇEK
Mecliste it dalaşı ve barış müdahalesi!
SELAHATTİN ERDEM
Kürt sorununu çözmek
 Türkiye’de miras hakkı...
KADIN
Yeni_Özgür_Politika
» Direnişçi kadınlar, Ceylan ve Dilek için
»Kazanım elden bırakılmayacak
»BDP’li Kurtulan Medine’yi sordu
»‘Stres ve rahatlama yöntemleri’ semineri
»Kadınlar Meclis’te kulis yapacak
»Sağlık raporuna el konuldu
»Katılım var ama karşılık yok
»Geleneğin ve dinciliğin işkencesi

42  41  40  39  38  37  36  35  34  32  31  30  29  28  27  26  25  24  23  22  21  20  19  18  17  16  15  14  13  12  11  10   9    8    7    6    5    4    3    2      1
Top 10 Haber
 • HPG: İhanet karşılıksız kalmayacak
 • JİTEMİ DEŞİFRE EDİYORUZ - 2: Kürtlerle ilgili her şey izleniyor
 • Amed’de katliam: 11 ölü 13 yaralı
 • İŞTE AKP TERÖRÜ
 • JİTEMİ DEŞİFRE EDİYORUZ - 1: JİTEM’in kirli yüzü bir kez daha açığa çıktı
 • Gerilladaki Erternasyonalistler - 5: Artık bir Guyi kadar Kürt
 • Büyükanıt şov yaptırıyor
 • TERÖRİZM BUDUR
 • JİTEMİ DEŞİFRE EDİYORUZ - 4: Sarhoşları bile fişliyorlar
 • JİTEMİ DEŞİFRE EDİYORUZ - 3: İslamcılar da izlemede

Copyright © 2010 Yeni Özgür Politika

Bu sitede yayınlanan tüm bilgilerin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
Telefon: 00 (49) 6102 367690 | Fax: 00 (49) 6102 367696 | Bilgi: info@yeniozgurpolitika.org | Haber: haber@yeniozgurpolitika.org